Türkiye’nin İlk Yerli Kalp-Akciğer Makinesinde Yeni Aşama: Açık Kalp Ameliyatlarında Kullanılıyor
Türkiye’nin ilk yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM klinik kullanımda önemli aşamaya ulaştı. Yerli cihaz açık kalp ameliyatlarında kalp ve akciğerlerin görevini geçici olarak üstleniyor.
Türkiye’nin İlk Yerli Kalp-Akciğer Makinesinde Yeni Aşama: Açık Kalp Ameliyatlarında Kullanılıyor
Türkiye’nin sağlık teknolojilerindeki yerlileşme çalışmalarında dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı ve ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen yerli kalp-akciğer makinesi LIFELINE HLM, açık kalp ameliyatlarında klinik olarak kullanılmaya devam ediyor.
Cihazın ilk klinik uygulaması 24 Haziran 2026 tarihinde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Ardından Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi ikinci klinik uygulama merkezi oldu.
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi tarafından 1 Eylül’de paylaşılan bilgilere göre LIFELINE HLM ile iki merkezde toplam 15 açık kalp operasyonu gerçekleştirildi. Bu operasyonların 12’sinin Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yapıldığı belirtildi.
Yerli cihazın klinik kullanıma geçmesi, Türkiye’nin kritik sağlık teknolojilerinde kendi cihazlarını geliştirme hedefi açısından önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.
Kalp-Akciğer Makinesi Ne İşe Yarıyor?
Kalp-akciğer makinesi açık kalp cerrahisinin en kritik cihazlarından biri.
Bazı kalp ameliyatlarında cerrahların kalp üzerinde güvenli şekilde çalışabilmesi için kalbin geçici olarak durdurulması gerekebiliyor.
Bu durumda vücuttaki kan dolaşımının ve kanın oksijenlenmesinin devam etmesi gerekiyor.
Kalp-akciğer makinesi tam olarak bu aşamada devreye giriyor.
Cihaz ameliyat sırasında kalbin pompalama ve akciğerlerin oksijenlendirme görevlerini geçici olarak üstlenerek hastanın hayati fonksiyonlarının sürdürülmesine yardımcı oluyor.
Bu nedenle söz konusu sistem sıradan bir tıbbi cihazdan çok yaşam desteğinin doğrudan parçası olan ileri teknoloji bir sistem olarak değerlendiriliyor.
İlk Ameliyat 24 Haziran’da Yapıldı
LIFELINE HLM’nin insan üzerindeki ilk klinik uygulaması 24 Haziran 2026’da Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirildi.
Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre ilk hasta 51 yaşındaki Bülent Yeniay oldu.
Açık kalp ameliyatında yerli kalp-akciğer makinesi kullanıldı ve operasyonun ardından hastanın takip süreci gerçekleştirildi.
Bu ameliyat, cihazın laboratuvar ve klinik öncesi çalışmaların ardından gerçek hasta üzerinde kullanılmaya başlanması açısından önemli bir dönüm noktası oluşturdu.
İlk operasyonun ardından cihazın farklı hastalarda kullanılmasına yönelik klinik süreç devam etti.
Ankara’da 12 Operasyonda Kullanıldı
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nin 1 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre LIFELINE HLM hastanenin ameliyathanelerinde toplam 12 açık kalp operasyonunda kullanıldı.
Hastane, cihazın klinik uygulamalarında önemli merkezlerden biri olarak görev yapıyor.
Bu süreç yalnızca cihazın çalışıp çalışmadığının görülmesinden ibaret değil.
Bir tıbbi cihazın yaygın klinik kullanıma geçebilmesi için farklı vakalardaki performansının, güvenliğinin ve teknik özelliklerinin ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle gerçekleştirilen her operasyon cihazın klinik değerlendirme sürecine yeni veriler sağlıyor.
İkinci Merkez Gaziantep Oldu
Yerli kalp-akciğer makinesinin klinik uygulamalarının yalnızca Ankara’yla sınırlı kalmaması için ikinci merkez olarak Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi belirlendi.
Gaziantep Üniversitesi, cihazın klinik araştırma sürecinde önemli sorumluluk üstleniyor.
Üniversite tarafından yapılan açıklamada LIFELINE HLM kullanılarak gerçekleştirilen açık kalp operasyonlarının başarıyla tamamlandığı belirtildi.
Gaziantep’teki çalışmalar cihazın farklı cerrahi ekipler ve farklı hasta profilleri altında değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor.
Üç Damar Bypass Ameliyatında Kullanıldı
Gaziantep’te gerçekleştirilen klinik uygulamalardan biri üç damar bypass ameliyatı oldu.
Koroner bypass ameliyatları kalbi besleyen damarların ciddi şekilde daraldığı veya tıkandığı hastalarda uygulanabiliyor.
Cerrahi işlem sırasında kanın tıkalı veya daralmış damar bölgesini aşarak kalp kasına ulaşmasını sağlayacak yeni yollar oluşturuluyor.
Bazı bypass operasyonlarında kalp-akciğer makinesinden yararlanılıyor.
LIFELINE HLM’nin bu tür bir ameliyatta kullanılması cihazın gerçek klinik koşullardaki değerlendirmesinin önemli parçalarından biri oldu.
Minimal İnvaziv Kalp Kapağı Ameliyatında da Kullanıldı
Gaziantep’te gerçekleştirilen operasyonlardan bir diğerinde ise minimal invaziv yöntemle kalp kapağı değişimi yapıldı.
Bu operasyonda da yerli kalp-akciğer makinesinden yararlanıldı.
Minimal invaziv kalp cerrahisinde klasik açık kalp ameliyatlarına kıyasla daha küçük cerrahi kesiler kullanılabiliyor.
Ancak kullanılan yöntemin hastaya ve gerçekleştirilecek işleme uygun olup olmadığına kalp cerrahisi ekibi karar veriyor.
LIFELINE HLM’nin farklı ameliyat türlerinde kullanılması cihazın klinik performansının daha geniş koşullarda değerlendirilmesine olanak sağlıyor.
Yaklaşık Üç Yıllık Çalışmanın Ürünü
LIFELINE HLM kısa sürede ortaya çıkan bir proje değil.
TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ın verdiği bilgilere göre cihaz yaklaşık üç yıllık çalışma sonucunda geliştirildi.
Projede mühendisler ile sağlık çalışanları birlikte görev yaptı.
Kalp-akciğer makinesi gibi kritik tıbbi cihazların geliştirilmesinde bu iş birliği özellikle önemli.
Mühendislik ekibi cihazın elektronik, mekanik ve yazılım altyapısını geliştirirken hekimler ve cihazı doğrudan kullanan sağlık profesyonelleri klinik ihtiyaçların belirlenmesine katkı sağlıyor.
Böylece teknik açıdan çalışan bir cihaz yerine ameliyathane koşullarında sağlık çalışanlarının ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir sistem oluşturulması hedefleniyor.
İnsanlarda Kullanılmadan Önce Testlerden Geçti
LIFELINE HLM doğrudan hastalar üzerinde kullanılmaya başlanmadı.
Cihazın geliştirme sürecinde laboratuvar ve klinik öncesi çalışmalar gerçekleştirildi.
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi tarafından verilen bilgilere göre cihazın ilk sıvı ve kan çalışmaları Sağlık Bilimleri Üniversitesi laboratuvarlarında yapıldı.
Klinik öncesi testlerin bir bölümü ise TÜSEB’in İstanbul’daki İDEA Hayvan Laboratuvarlarında gerçekleştirildi.
Bu aşamalardan elde edilen sonuçların ardından insanlardaki klinik uygulama sürecine geçildi.
Tıbbi cihaz geliştirme çalışmalarında bu süreç güvenliğin değerlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Cihazın Güvenliği ve Performansı İnceleniyor
Gaziantep Üniversitesi’nin klinik çalışmadaki görevi yalnızca cihazı ameliyatlarda kullanmak değil.
GAÜN Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Karahan’ın açıklamasına göre cihazın güvenliği, performansı ve klinik sonuçları bilimsel verilerle değerlendiriliyor.
Bu ayrım önemli.
Bir cihazın birkaç operasyonda kullanılmış olması tek başına uzun vadeli güvenlik ve etkinlik konusunda bütün soruların yanıtlandığı anlamına gelmez.
Klinik araştırmaların amacı farklı vakalardan elde edilen verilerin sistematik biçimde değerlendirilmesi.
Bu nedenle LIFELINE HLM’nin mevcut süreci aynı zamanda önemli bir klinik veri toplama aşaması olarak görülüyor.
Neden Yerli Kalp-Akciğer Makinesi Önemli?
Kalp-akciğer makineleri ileri teknoloji gerektiren kritik tıbbi cihazlar arasında yer alıyor.
Bu tür cihazlarda dışa bağımlılık yalnızca satın alma maliyeti açısından değerlendirilmemeli.
Yedek parça tedariki, teknik bakım, yazılım desteği ve olası küresel tedarik sorunları da sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından önemli.
Kritik bir tıbbi cihazın Türkiye’de geliştirilebilmesi, gerektiğinde cihaz üzerinde yeni özelliklerin daha hızlı geliştirilmesine de imkân sağlayabilir.
Aynı zamanda cihazı geliştiren mühendislik ve sağlık ekiplerinin kazandığı bilgi birikimi başka tıbbi cihaz projelerine aktarılabilir.
Sağlık Teknolojilerinde Yeni Bir Uzmanlık Alanı Oluşuyor
Yerli tıbbi cihaz üretiminin bir başka önemli sonucu insan kaynağı.
Kalp-akciğer makinesi geliştirmek elektronik mühendisliğinden yazılıma, mekanik sistemlerden biyomedikal mühendisliğe kadar birçok farklı uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektiriyor.
Buna hekimler, perfüzyonistler ve diğer sağlık profesyonelleri de ekleniyor.
Ortaya çıkan bilgi birikimi yalnızca tek bir cihazın üretimi için kullanılmıyor.
Aynı ekiplerin ilerleyen yıllarda farklı sağlık teknolojileri geliştirmesi mümkün hale geliyor.
Bu açıdan LIFELINE HLM projesinin değeri yalnızca üretilen cihaz sayısıyla ölçülmemeli.
Proje aynı zamanda Türkiye’de ileri tıbbi cihaz geliştirme konusunda oluşan mühendislik ve klinik deneyimin bir örneğini oluşturuyor.
Perfüzyonistlerin Görevi Kritik
Kalp-akciğer makinesi denildiğinde çoğunlukla cihazın kendisi ön plana çıkıyor.
Ancak açık kalp ameliyatlarında sistemi yöneten sağlık profesyonellerinin deneyimi de en az cihaz kadar önemli.
Perfüzyonistler ameliyat sırasında kalp-akciğer makinesinin yönetiminde kritik görev üstleniyor.
Kan dolaşımı, oksijenlenme ve vücudun ihtiyaç duyduğu diğer parametreler cerrahi ekip tarafından yakından takip ediliyor.
Dolayısıyla kalp-akciğer makinesi tamamen kendi başına çalışan ve insan müdahalesine ihtiyaç duymayan bir sistem olarak düşünülmemeli.
Cihaz deneyimli sağlık çalışanlarından oluşan cerrahi ekibin kontrolünde kullanılıyor.
Seri Üretim Öncesinde Klinik Veriler Önem Taşıyor
Bir tıbbi cihazın prototip olarak geliştirilmesiyle hastanelerde yaygın şekilde kullanılması arasında uzun bir süreç bulunuyor.
Klinik çalışmalar bu sürecin en önemli aşamalarından biri.
Cihazın farklı hastalarda nasıl performans gösterdiği, kullanım sırasında ortaya çıkan teknik ihtiyaçlar ve sağlık çalışanlarının geri bildirimleri ürünün geliştirilmesine katkı sağlayabiliyor.
Bu nedenle Ankara ve Gaziantep’te gerçekleştirilen operasyonlardan elde edilen veriler LIFELINE HLM’nin geleceği açısından önemli olacak.
Klinik değerlendirme sürecinin sonuçları cihazın daha geniş kullanımına ilişkin sonraki adımların belirlenmesinde rol oynayacak.
Hedeflerden Biri Uluslararası Pazara Açılmak
Gaziantep Üniversitesi tarafından yapılan açıklamalarda klinik uygulamalardan elde edilecek sonuçların cihazın Türkiye’de yaygın kullanımı kadar ilerleyen dönemde uluslararası pazarlara açılması açısından da önemli olduğu belirtildi.
Ancak uluslararası pazara çıkış yalnızca cihazın üretilmesiyle gerçekleşmiyor.
Tıbbi cihazların hedef pazarlardaki mevzuat gerekliliklerini karşılaması, gerekli sertifikasyon süreçlerinden geçmesi ve güvenlik ile performans verilerini sunması gerekiyor.
Dolayısıyla LIFELINE HLM için klinik uygulamalar önemli bir adım olsa da bundan sonraki süreçte teknik, düzenleyici ve ticari aşamalar da belirleyici olacak.
Yerli Üretim Hastalar İçin Ne Anlama Geliyor?
Hastalar açısından en önemli konu cihazın yerli veya yabancı olması değil, güvenli ve etkili biçimde çalışması.
Bu nedenle yerli üretimin gerçek değeri yüksek güvenlik standartlarını karşılayan bir cihazın sürdürülebilir şekilde sağlık sistemine kazandırılabilmesiyle ortaya çıkıyor.
Yerli üretim sayesinde tedarik süreçlerinin kolaylaşması ve teknik desteğin Türkiye içerisinden sağlanabilmesi önemli avantajlar oluşturabilir.
Bunun yanında cihaz üzerinde gelecekte yapılacak geliştirmelerin Türkiye’deki cerrahi ekiplerden gelen geri bildirimlere göre şekillendirilebilmesi mümkün olabilir.
Ancak tüm bu potansiyel avantajların klinik veriler ve gerekli düzenleyici süreçlerle desteklenmesi gerekiyor.
Türkiye’nin Sağlık Teknolojilerinde Yeni Adımı
LIFELINE HLM’nin açık kalp ameliyatlarında kullanılmaya başlanması Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki önemli projelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İlk klinik uygulamanın 24 Haziran 2026’da Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilmesinin ardından cihaz farklı hastalarda kullanılmaya devam etti.
1 Eylül’de açıklanan verilere göre iki klinik merkezde toplam 15 operasyon gerçekleştirildi.
Gaziantep Üniversitesi’ndeki çalışmalar ise cihazın üç damar bypass ve minimal invaziv kalp kapağı değişimi gibi farklı operasyonlarda değerlendirilmesine imkân sağladı.
Bundan sonraki süreçte en önemli başlık klinik çalışmalardan elde edilecek güvenlik ve performans verileri olacak.
Bu verilerin olumlu sonuçlanması ve gerekli düzenleyici süreçlerin tamamlanması halinde Türkiye’de geliştirilen kalp-akciğer makinesinin daha geniş ölçekte kullanılması için yeni bir dönem başlayabilir.
LIFELINE HLM böylece yalnızca tek bir yerli tıbbi cihaz projesi değil, hekimlerle mühendislerin birlikte geliştirdiği yüksek teknoloji sağlık ürünlerinin Türkiye’de üretilebilmesinin dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.