İstanbul’un Afet Müdahale Planı Nasıl İşliyor? 25 Çalışma Grubu Kritik Görevler İçin Hazır
İstanbul’un afet müdahale planında 4 servis ve 25 çalışma grubu görev alıyor. Personel, araç ve ekipman kapasitesi dijital sistem üzerinden güncel tutuluyor.
İstanbul’un Afet Müdahale Planı Nasıl İşliyor? 25 Çalışma Grubu Kritik Görevler İçin Hazır
Türkiye’nin nüfus bakımından en büyük şehri olan İstanbul’da olası deprem ve diğer afetlere yönelik hazırlık çalışmaları sürdürülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM tarafından yürütülen afet planlamasında, olası bir acil durumda kurumların nasıl hareket edeceğinden kullanılacak araç ve ekipmanlara kadar birçok unsur önceden belirleniyor.
İBB Acil Durum ve Afet Müdahale Planı; 4 servis ve bu servislere bağlı toplam 25 çalışma grubundan oluşuyor. Sistemde yalnızca kurumların görevleri değil, görevlerin hangi personel, araç, gereç ve ekipmanla gerçekleştirileceği de planlanıyor.
Planın dikkat çeken özelliklerinden biri ise afet müdahale kapasitesine ilişkin bilgilerin çevrim içi sistem üzerinden güncellenebilmesi. Böylece İstanbul genelindeki personel, araç, malzeme ve ekipman kapasitesinin güncel tutulması hedefleniyor.
İstanbul İçin Afet Müdahale Planı Hazırlandı
İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı büyük bir şehirde afet yönetimi yalnızca arama kurtarma ekiplerinden oluşmuyor.
Deprem, sel, fırtına, yangın veya diğer büyük acil durumlarda ulaşım, haberleşme, sağlık, barınma, beslenme ve lojistik gibi çok sayıda hizmetin aynı anda yürütülmesi gerekiyor.
Bu nedenle afet meydana gelmeden önce hangi kurumun hangi görevi üstleneceğinin belirlenmesi kritik önem taşıyor.
İBB Acil Durum ve Afet Müdahale Planı da Büyükşehir Belediyesi birimleri ve ilgili kurumlar arasındaki iş birliği ile koordinasyonun sağlanmasını amaçlıyor.
Plan kapsamında acil durum servislerinin kuruluşları, görevleri ve çalışma esasları önceden belirleniyor.
4 Servis ve 25 Çalışma Grubu Bulunuyor
İstanbul’un afet müdahale organizasyonunda 4 ana servis ve bunlara bağlı toplam 25 çalışma grubu yer alıyor.
Bu çalışma grupları afet sırasında ortaya çıkabilecek farklı ihtiyaçlara müdahale edilebilmesi için oluşturuluyor.
Büyük bir deprem sonrasında aynı anda yüzlerce farklı noktadan yardım talebi gelebileceği düşünüldüğünde görev paylaşımının afet öncesinde yapılması büyük önem taşıyor.
Afet sırasında hangi kurumun hangi alandan sorumlu olduğunun o anda belirlenmeye çalışılması ciddi zaman kaybına neden olabilir.
Önceden hazırlanan müdahale planları ise ekiplerin görevlerini daha hızlı şekilde üstlenmesini ve kaynakların ihtiyaç duyulan bölgelere yönlendirilmesini amaçlıyor.
Hangi Personelin Görev Yapacağı Önceden Belirleniyor
Afet planlamasının önemli noktalarından biri yalnızca kurumların değil, görev yapacak personelin de sistem içerisinde tanımlanması.
İBB Acil Durum ve Afet Müdahale Planı kapsamında hazırlanan Çalışma Grubu Operasyon Planlarında görev ve sorumlulukların hangi personel tarafından gerçekleştirileceği belirleniyor.
Bunun yanında görev sırasında kullanılacak araç ve gereçler ile müdahalenin hangi zaman diliminde yapılacağı da planlamaya dahil ediliyor.
Bu yaklaşım afet anında oluşabilecek görev karmaşasını azaltmayı hedefliyor.
Özellikle büyük ölçekli afetlerde farklı kurum ve ekiplerin aynı bölgelerde çalışması gerektiğinden koordinasyon hayati önem taşıyor.
Araç ve Ekipman Kapasitesi Dijital Sistemden Yönetiliyor
İstanbul genelinde afet müdahalesinde kullanılabilecek araç, malzeme ve ekipmanların nerede bulunduğunun bilinmesi de müdahale hızını doğrudan etkileyebilir.
AKOM tarafından açıklanan bilgilere göre İBB Acil Durum ve Afet Müdahale Planı kapsamındaki kapasite AKOMAYS Plan yazılımı üzerinden yönetiliyor.
Sistemde personel, araç, malzeme ve ekipman kapasitesine ilişkin bilgiler bulunuyor.
Ana plan ve planın personel, araç, gereç ve ekipman gibi ekleri çevrim içi olarak güncelleniyor.
Bu sistemin temel amacı İstanbul’un farklı noktalarında bulunan kaynakların güncel durumunu takip edebilmek.
Afet meydana geldiğinde hangi bölgede hangi aracın veya ekipmanın bulunduğunun bilinmesi, kaynakların daha doğru şekilde yönlendirilmesine yardımcı olabilir.
İstanbul’da Afet Hazırlığı Neden Bu Kadar Önemli?
İstanbul’un nüfusu, yapı yoğunluğu ve kritik altyapısı afet hazırlığını şehir açısından son derece önemli hale getiriyor.
Büyük bir afet yalnızca binaları etkilemeyebilir.
Elektrik, doğal gaz, su, ulaşım, haberleşme ve sağlık altyapısında aynı anda farklı sorunlar yaşanabilir.
Ana yolların kapanması veya bazı bölgelerde iletişim sistemlerinin zarar görmesi de müdahale çalışmalarını zorlaştırabilir.
Bu nedenle modern afet yönetiminde yalnızca “olaydan sonra müdahale” yaklaşımı yeterli kabul edilmiyor.
Afet meydana gelmeden önce hazırlık yapılması, kurumların görevlerinin belirlenmesi, personelin eğitilmesi ve müdahale kaynaklarının planlanması gerekiyor.
İlk Saatler Neden Kritik?
Büyük depremler ve diğer afetlerin ardından ilk saatler arama kurtarma ve acil müdahale açısından son derece önemli.
Ancak milyonlarca kişinin yaşadığı bir şehirde bütün ekiplerin aynı anda her noktaya ulaşması mümkün olmayabilir.
Bu nedenle afet müdahale planlarında önceliklendirme büyük önem taşıyor.
Ağır hasarlı bölgeler, yangın riski bulunan noktalar, hastaneler, ulaşım merkezleri ve kritik altyapılar müdahale sürecinde öncelikli alanlar arasında değerlendirilebilir.
Sahadan gelen bilgilerin hızlı şekilde toplanması ve doğru ekiplerin doğru bölgelere gönderilmesi, müdahalenin etkinliğini artırabilecek temel unsurlardan biri.
Bu noktada afet koordinasyon merkezleri kritik görev üstleniyor.
Afet Yönetimi Sadece Arama Kurtarma Değil
Toplumda afet müdahalesi denildiğinde ilk akla gelen ekipler genellikle arama kurtarma görevlileri oluyor.
Ancak büyük ölçekli bir afet sonrasında ihtiyaç duyulan hizmetler bundan çok daha geniş.
Enkaz altında kalan kişilerin kurtarılmasının yanında yaralıların hastanelere ulaştırılması, geçici barınma alanlarının oluşturulması, içme suyu ve gıda sağlanması gerekiyor.
Yolların açık tutulması, haberleşmenin devam ettirilmesi ve enerji altyapısındaki sorunların giderilmesi de müdahale sürecinin parçaları arasında.
Aynı zamanda oluşabilecek yangınlara müdahale edilmesi, tehlikeli yapıların belirlenmesi ve vatandaşların güvenli bölgelere yönlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle afet yönetiminde farklı uzmanlık alanlarından ekiplerin koordineli biçimde çalışması gerekiyor.
Vatandaşların da Afet Planı Olmalı
Kurumların hazırladığı müdahale planlarının yanında vatandaşların bireysel hazırlığı da afet güvenliğinin önemli parçalarından biri.
AFAD, deprem öncesinde ev içerisindeki devrilebilecek eşyaların sabitlenmesini ve yapı güvenliğinin önemsenmesini öneriyor.
Ailelerin afet sonrasında birbirlerine ulaşamadıkları durumda nerede buluşacaklarını önceden belirlemeleri de faydalı olabilir.
Evde yaşayan herkesin doğal gaz, elektrik ve su sistemlerinin nasıl kapatılacağını bilmesi acil durumlarda oluşabilecek ikincil riskleri azaltabilir.
Afet ve acil durum çantası hazırlanması da temel hazırlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Çantada kişisel ihtiyaçlara göre su, dayanıklı gıda, temel ilk yardım malzemeleri, el feneri ve önemli belgelerin kopyaları gibi malzemeler bulunabilir.
Deprem Anında Ne Yapılmalı?
AFAD’ın deprem güvenliği konusunda yaptığı bilgilendirmelerde deprem sırasında panik yapılmaması ve güvenli davranış biçimlerinin uygulanması özellikle vurgulanıyor.
Bina içerisindeyken sarsıntı devam ettiği sırada merdivenlere veya çıkışlara koşmak ciddi risk oluşturabilir.
Sağlam ve güvenli bir noktada “Çök-Kapan-Tutun” hareketinin uygulanması temel korunma yöntemleri arasında bulunuyor.
Pencere, cam, dolap ve düşebilecek ağır eşyalardan uzak durulması gerekiyor.
Sarsıntı sona erdikten sonra çevredeki riskler kontrol edilerek güvenli şekilde binadan çıkılması ve belirlenmiş toplanma alanlarına gidilmesi önem taşıyor.
Asansörlerin kullanılmaması da deprem sonrasındaki temel güvenlik önlemleri arasında.
Toplanma Alanının Önceden Bilinmesi Önemli
Afet sonrasında vatandaşların gideceği acil toplanma alanlarının önceden bilinmesi gerekiyor.
Deprem meydana geldikten sonra telefon üzerinden adres aramak veya hangi bölgeye gidileceğini belirlemeye çalışmak zaman kaybına neden olabilir.
Bu nedenle vatandaşların yaşadıkları ve çalıştıkları bölgelere en yakın toplanma alanlarını afet meydana gelmeden önce öğrenmeleri önemli.
Aile içerisinde çocukların da bu konuda bilgilendirilmesi gerekiyor.
Aile üyelerinin farklı noktalarda bulunduğu sırada meydana gelebilecek bir afet için alternatif iletişim ve buluşma planı oluşturulması da faydalı olabilir.
Afetlerde Doğru Bilgi Hayati Önem Taşıyor
Büyük afetlerin ardından sosyal medyada doğrulanmamış bilgilerin hızla yayılması ciddi sorunlara neden olabiliyor.
Gerçek olmayan yardım çağrıları ekiplerin yanlış noktalara yönlendirilmesine yol açabilirken, yanlış deprem veya tsunami iddiaları toplumda gereksiz paniğe neden olabilir.
Bu nedenle afet sırasında AFAD, valilikler, belediyeler ve diğer yetkili kurumların resmi açıklamalarının takip edilmesi gerekiyor.
Doğrulanmamış bir bilgiyi sosyal medyada paylaşmadan önce kaynağının kontrol edilmesi de afet iletişiminin önemli bir parçası.
Özellikle konum içeren yardım çağrılarının doğru bilgiye dayanması müdahale ekipleri açısından kritik önem taşıyor.
Afet Hazırlığı Afet Olmadan Başlıyor
İstanbul’un afet müdahale planında 4 servis ve 25 çalışma grubunun bulunması, büyük bir afetin ne kadar kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Personel, araç, malzeme ve ekipman kapasitesinin dijital sistem üzerinden yönetilmesi ve planların çevrim içi güncellenmesi, müdahale hazırlığının sürekli takip edilmesini amaçlıyor.
Ancak afet güvenliği yalnızca kamu kurumlarının hazırlığıyla sınırlı değil.
Vatandaşların da yaşadıkları binanın güvenliğini önemsemesi, aile afet planı hazırlaması, toplanma alanını öğrenmesi ve acil durumlarda nasıl hareket edeceğini bilmesi gerekiyor.
Depremin veya başka bir doğal afetin ne zaman meydana geleceğini kesin olarak bilmek mümkün değil. Buna karşılık afet gerçekleşmeden önce alınabilecek önlemler ve hazırlanabilecek müdahale planları bulunuyor.
Bu nedenle afet yönetiminin en önemli aşaması, afet meydana geldikten sonra değil çok daha önce başlıyor.