DSÖ’den Doğurganlık Uyarısı: Sigara Kullanımı Gebelik Şansını Olumsuz Etkileyebilir
MevzuBu
11 Eylül 2026, 17:38
8 görüntülenme
0 yorum
2 dk okuma
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sigara ve tütün ürünlerinin doğurganlık üzerindeki etkilerine dair yeni bir değerlendirme yayımladı. Rapora göre, sigara kullanımı kadınlarda infertilite riskini yüzde 40 artırırken, erkeklerde sperm kalitesi ve cinsel işlev üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Pasif içicilik de önemli bir risk faktörü; sigara içmeyen kadınlar bile çevresel tütün dumanına maruz kaldıklarında doğurganlık sorunları yaşayabilir. Ayrıca, sigara dışında yaş, sağlık sorunları ve çevresel etkenler de doğurganlığı etkileyebilir. Elektronik sigara ve alternatif tütün ürünleri üzerindeki bilimsel veriler sınırlı olduğundan, bu ürünlerin zararsız olduğu düşünülmemeli. DSÖ, gebelik planlayan bireylerin tütünün etkileri hakkında bilgilendirilmesini ve destek almasını öneriyor.
Dünya Sağlık Örgütü, sigara ve diğer tütün ürünlerinin doğurganlık üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel kanıtları bir araya getiren yeni bir değerlendirme yayımladı. Raporda sigara kullanımının kadınlarda infertiliteyle ilişkili olduğu, erkeklerde ise sperm özellikleri ve cinsel işlev üzerinde olumsuz etkilerle bağlantılı olabileceği belirtildi.
DSÖ’nün 8 Eylül’de yayımladığı değerlendirme yalnızca aktif sigara kullanımına değil, pasif içiciliğe de dikkat çekiyor. Kuruluş, sigara kullanmayan kişilerin çevresel tütün dumanına maruz kalmasının da üreme sağlığı açısından önem taşıyabileceğini vurguluyor.
Sigara Kullanan Kadınlarda İnfertilite Riski Daha Yüksek Bulundu
DSÖ’nün aktardığı, 2000-2026 yılları arasındaki araştırmaları kapsayan sistematik değerlendirmede halen sigara kullanan kadınlarda infertilite riskinin sigara kullanmayanlara kıyasla yüzde 40 daha yüksek olduğu bildirildi. Bununla birlikte bu sonuç bir ilişkiyi gösteriyor; tek başına her birey için sigaranın kesin olarak infertiliteye neden olduğunu kanıtlamıyor.
İnfertilite, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun süre gebelik oluşmaması olarak tanımlanıyor. DSÖ verilerine göre üreme çağındaki yaklaşık her altı kişiden biri yaşamının bir döneminde infertilite yaşayabiliyor.
Erkeklerde Sperm Kalitesi ve Cinsel İşlev Etkilenebilir
Tütün kullanımının etkileri yalnızca kadınlarla sınırlı değil. DSÖ’nün değerlendirmesinde sigara kullanımının erkeklerde sperm üretimi, sperm kalitesi ve cinsel işlev üzerinde olumsuz etkilerle ilişkili olduğuna dair kanıtların bulunduğu belirtildi.
Üreme sağlığını etkileyen tek faktör ise sigara değil. Yaş, bazı sağlık sorunları, enfeksiyonlar, aşırı alkol tüketimi, obezite ve çeşitli çevresel etkenler de doğurganlık üzerinde rol oynayabiliyor. Bu nedenle çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan kişilerde nedenin yalnızca tek bir alışkanlığa bağlanması doğru kabul edilmiyor.
Pasif İçicilik de Doğurganlık Açısından Önem Taşıyor
Yeni değerlendirmede dikkat çekilen başlıklardan biri de ikinci el tütün dumanı oldu. DSÖ, pasif içiciliğe maruz kalan kadınlarda infertilite riskinin daha yüksek olabileceğini ve gebelik elde etme olasılığının etkilenebileceğini bildirdi.
Bu bulgu, yalnızca sigara kullanan kişinin değil aynı ortamı paylaşan kişilerin de tütün dumanına maruz kalabileceğini gösteriyor. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan çiftlerde dumansız yaşam alanlarının oluşturulması üreme sağlığının yanı sıra genel sağlık açısından da önem taşıyor.
Elektronik Sigara ve Yeni Ürünlerde Kanıtlar Henüz Sınırlı
Elektronik sigaralar, nargile ve dumansız tütün ürünleri gibi alternatif ürünlerin doğurganlık üzerindeki etkileri konusunda bilimsel veriler henüz geleneksel sigaralar kadar güçlü değil. DSÖ, bu ürünlerle ilgili araştırmaların sürdüğünü ve mevcut belirsizliğin ürünlerin zararsız olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor.
DSÖ ayrıca sağlık çalışanlarının gebelik planlayan bireyleri tütün kullanımının üreme sağlığı üzerindeki olası etkileri konusunda bilgilendirmesini ve sigarayı bırakmak isteyen kişilere kanıta dayalı destek sunmasını öneriyor. Yeni değerlendirme, tütün kullanımının doğurganlık açısından da dikkate alınması gereken değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.